Emre Altın
-

Herkese selamlar, genelde oyun incelemesi tarzında yazılar yazmıyorum, hatta bu ilk yazım. Bu sebepten ötürü ilk kaleme alacağım oyunun benim için ne kadar özel olduğunu az çok tahmin edebiliyorsunuzdur. Resident Evil 4 ile yaklaşık 4-5 yaşlarında “yalnız bırakılmamam gereken” yaşlarımda yalnız bırakıldım ve oynamaya çalışmıştım. Tabii küçük olduğumdan oyunun kalitesine falan değil yalnızca üstüme doğru…
-

Hızlıca akıp giden hayat mıydı yoksa zaman mı? Sevdiklerimizi bizden alan, umutlarımızı öksüz bırakan, hayallerimizi bizden uzaklaştıran? Hangisidir her geçen an’ı daha fazla zorlaştıran? Yoksa, zorlaştıran bunca sebep varken bile bizler miyiz? Bizi biz yapan şey, yani insanı insan yapan şey kendi iradesi, kendi duygu ve düşünceleri olan varlıklar olmamızdır. Peki bunca sebep varken, yine…
-

Cıvıl cıvıl öten kuşların, yağan sağanak yağmurların hatta belki sokakta oynayan çocukların seslerinde bile birinden kalıntılar arıyorken bulursunuz bazen kendinizi. Sanki tüm şiirler, şarkılar onun için yazılmıştır, dünya onun rahatsız olmayacağı şekilde, ay ise onun etrafında dönüyordur ya hani. Öyle birini düşünün, en azından kafanızda canlandırmaya çalışın. BİRİ Büyük bir çoğunluğun aklına çoktan “biri” geldi,…
-

Bir tren yolculuğunda tünellere giriş ve çıkış anı gibidir hayal kırıklığı. Sonunun arzulara kavuşulmasıyla bitmesi istenen bir uzun yoldur hayat. Bir bilet alırsınız ve hayata yolculuk o andan itibaren başlamıştır. Her ne kadar tükenen mesafelerin neleri getireceği bilinmese de içimizde hep bir hayal vardır güzele doğru akıp giden. Hayaller adeta güneş gibidir yüzleri aydınlatan, umutla…
-

Çoğumuz filmlerde bu tarz bir sahneye denk gelmişizdir. Kadın cinnet geçiriyor, adamın omzuna omzuna vuruyor. ”Konuşsana hadi konuşsana” diye çığlık çığlığa ağlıyor. Adam zaten kalender, sesi soluğu rutin. İstif bozulmuyor dağınık bir yatak misali. Hep aynı düzende ama bir düzensizlik içinde. Adam konuşsa kelimelerin içinde boğulmaktan korkuyor. Çünkü bazen kelimeler çoğaldıkça derdin de çoğalıyor. Sen aslında…
-

İnsan hayatındaki iki büyük trajedi bugünkü yazımızın konukları. Hayat bizi zaten yeterince sınıyorken, yanında bonus olarak zorluğu arttırdığı iki baş belası etken.. Herhangi bir olayın mantığının kavranılması/anlaşılması amacıyla yaptığınız sorgulama veya araştırma eylemlerinin sizce normal olmasına rağmen karşınızdaki tarafından onun düşüncesine ters düşmesi sebebiyle kabul etmemesine ve sizi yargılamasına sebep olan olay döngüsüdür aslında bu…
-

Aramak.. Ömür boyunca aramak.. Yalnız seni aramak.. Paslı teneke kutularda, küf kokan dolaplarda, çerçevelerde, tenhalarda, ağaç diplerinde, sonra vapurlarda, trenlerde hep seni aramak. Belki de aynı sokakta evlerimiz, sabahları beni görüyorsun dışarı çıkarken, sonra akşamı bekliyorsun, alacakaranlığı.. Beni bekliyorsun ya da başkasını, bir başkasını.. Hiç gel demeyeceğim sana. Aramak neredeyse ben oradayım, ayaklarım ne güne…
-

Empati yani eşduyum ya da duygudaşlık, bir başkasının, bir nesnenin duygularını, içinde bulunduğu durum ya da davranışlarındaki motivasyonu anlamak ve içselleştirmek demektir. Kısacası kendini karşısındakinin yerine koyup, onun hissettiklerini anlamaya çalışmakta denilebilir. Empatiyi “Varoluşsal Problemler” serimize konuk olacak kadar ünlü yapan şey ise insan ilişkileri esnasında pek kullanılmamasıdır diyecektim ki orada bir durayım. Empati dediğimiz kavram…
-

Spider-man (Örümcek Adam) hemen hemen hepimizin tanıdığı, bildiği bir çizgi roman karakteri. Bir çizgi roman karakteri olmasına rağmen çok büyük bir çoğunluk Örümcek Adam’ı beyaz perdeye uyarlanan eserlerden tanıyor, biliyor. Kimisi çocukluğunu çizgi filmleri ile geçirmiş, kimisi ise filmleri ile büyümüş. Ben bu iki kategoriye de dahil olan şanslı insanlardan birisiyim. Çocukluğumdan beri kendime en…
