Cyberpunk 2077

   Bıktım be arkadaş! İnsanların bir fikre aşırı bağlanıp diğer fikirleri değersiz gibi görmesinden bıktım. Bardağın boş tarafına odağını kilitleyip dolu kısmındaki güzelliklerden söz etmemesinden bıktım. Doğru eleştiri bu değildir. Bardağın boş kısmını söylersin ki, eleştiriye maruz kalan kişi o kısımları doldurmaya çalışsın; bardağın dolu kısmını söylersin ki, eleştiriye maruz kalan kişi o dolu kısımların iyi veya kötü olduğuna dair geri dönütler alıp yaptığı işi daha da geliştirebilsin. Maalesef bizim insanımızın eleştiri kültürünün olmadığı bildiğimiz bir gerçek. Bugün eleştireceğimiz oyun da Cyberpunk 2077, fakat doğru eleştiri yaparak ve aynı zamanda benim tarzımla. Yani bardağın boş kısımlarını gömerken dolu kısımlarına da hak ettiği değeri vererek.

   Öncelikle herkesin yaptığının aksine dolu kısımları ile başlayacağım. Bu oyun benim oynarken en çok zevk aldığım oyunlardan biri. Ben genelde oyunlar ve filmlerde ütopik tarzda gelecekte geçen konularla çok ilgili değilimdir. Severim aslında, fakat çok fazla olduğu için bayıyor beni. Fakat Cyberpunk 2077 ütopik gelecek dünyasını ve hikayesini o kadar güzel işlemiş ki oynarken kendimden geçtim.

   Oyunun çıkmasından önceki zamandaki Cyberpunk ile olan ilişkimden bahsedeyim. Ben bu oyunu ön siparişte almıştım, peki neden aldım? CD Project Red hayranı bir insan olduğumdan mı? Veya Witcher hastası bir insan olduğum için mi? Veyahut insanların gazına gelip mi? Hiçbiri. Witcher hastası bir insan olduğum doğru. Açık açık da söyleyebilirim ki ben Witcher’ın hikayesine, aksiyonuna, müziklerine ve özellikle de atmosferine bayılıyorum. Ama Cyberpunk 2077 almamdaki sebep bu değildi. CD Project Red hayranı bir insan değilim ama bu zamana kadar yaptıkları işleri çoğunlukla takdir etmişimdir, fakat Cyberpunk 2077 almamdaki sebep yine de bu değil. Oyun öncesi insanlarda oluşan deli gibi bir gaz vardı, bu doğru. Fakat ben bunun için mi aldım oyunu. HAYIR. 2020 yazında Cyberpunk 2077 almak istememin sebebini bir telefon görüşmesinde arkadaşıma anlatmıştım. Ben bu oyunun potansiyellerini merak ediyordum. CD Project Red’in potansiyellerini merak ediyordum. Oyuna dair kafamda hiçbir beklenti oluşturmamıştım ki bu durum oyunu deli gibi sevmeme neden oldu. Tek merak ettiğim deliler gibi sevdiğim ve yaklaşık 200 saat oynadığım Witcher 3’ün üstüne ne koyabilecekleri, yıllar sonra yaptıkları Cyberpunk’da neler yapabilecekleriydi. Ve ben sonuçtan gayet memnum kaldım. Elbette oyunun çok fazla sorunu vardı, o konuya değineceğiz. Fakat içerik olarak çok fazla ilgimi çekmeyen bir ortam olmasına rağmen son zamanlarda oynadığım en iyi oyunlardan biriydi. Oyuna dair kafamda büyük beklentiler oluşturmamam da bunun en büyük sebeplerinden biri. Unutmayın beklenti hazzı öldürür. Herhangi bir olay düşünün, o olaya dair hiçbir beklentinizin olmadığını düşünün. O olay gerçekleştiği zaman deliler gibi sevinirsiniz. Şimdi de çok büyük beklentiler içine girdiğinizi hayal edin. Olay ne kadar büyük olursa olsun, yapılan iş ne kadar kaliteli olursa olsun, hatta yaşanan olayın bu zamana kadar yaşanmış en iyi şey olduğunu düşünün; beklentiniz olayın potansiyelinin üstüne çıktığı sürece o olay sizin için değersizdir, vasattır, kabul edilmez bir vaziyettedir. Bu durum kişinin kendisini en düşüğe şartlaması durumudur. Hayatım boyunca bunu yaparım ve yapmanızı öneririm. Düşüğe şartlanırsanız yüksek sizi mutlu eder. Yükseğe şartlanırsanız mutlu olmama ihtimali işin içine karışır. Oyunu beğenmeyen insanların büyük çoğunluğunun, oyunun beğenmemesi altında yatan sebebin bu olduğu bariz belli.

Tabii ki bir de “Hater” dediğimiz kesim var, çok bilindik web-haber sitelerinde bile bu durum söz konusudur. Örneğin yakın zamanda okuduğum bir haberden bahsedeyim. İnternet sayfaları arasında büyük bir haber sitesi olarak nitelendirebileceğim sitenin bir haber bağlığını gördüm ve ilgimi çekti. Okumaya başladım. Haberin konusu daha oyuna dair hiçbir somut bilginin elimizde olmadığı GTA VI ile ilgili. GTA VI’nın yapay zekasının çok üst düzey oluşturulmak istendiğinden bahsedilmiş ki bu çok normal bir durum. Cyberpunk yapay zekasının vasatlığından sonra oyun çıkarmak isteyen büyük şirketlerin hatta ve hatta bağımsız yapımcıların bile dikkate alması gereken bir konu olduğu apaçık ortada. Eleştirdiğim nokta ise şu. Bir laf vardır: “Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok.” diye. Yapay zeka her dönemde bir oyunda iyi olması gereken bir mesele, buna katılıyorum; fakat Cyberpunk 2077 vakasından sonra şirketlerin önündeki olaydan ders alması gerekir. Amerika zaten keşfedildi, yapay zekanın önemi yıllardır ortada, yakın zamandaki örneğiyle su götürmez bir gerçek. Bırakın GTA gibi dev bir markayı, bugün ilk oyununu yapmaya başlayacak yapımcı adaylar için bile ilk göz önüne alınacak kriterlerden biri. Fakat bu GTA VI’daki yapay zeka haberini yaparken “Cyberpunk da gitsin ötede oynasın.” gibi laflar bana aşırı yanlış geliyor. İlk olarak Rockstar gibi yıllardır bu işi en iyi şekilde yapan hatta deyim yerindeyse neredeyse tüm büyük şirketlerin kendine idol seçtiği firmayla yeni yeni büyümeyi başaran, tam anlamıyla şirketleşmesini Witcher 3’ün etkisiyle tamamlamış CD Project Red’i bir tutamazsınız. Yapılan en büyük yanlışlardan biri budur. Eleştiri yapıcı olmalıdır, yıkıcı değil. Sağa sola sallayıp yıkıcı eleştiri yapmak kimseye bir şey kazandırmaz. Yapıcı eleştiri ise kötü yanları düzeltmeye, güzel yanları ise daha da güzel hale getirmeye yarar. Bardağın boş tarafını insanların yüzüne vurmak kadar dolu taraflarını da dillendirmek gerekir. Gereksiz insanların gereksiz eleştirilerine olan nefretimi kustuktan sonra incelemeye devam edebiliriz.

   Oyunun atmosferine tek kelimeyle BA-YIL-DIM. Gelecek teması çok hoşuma gitti. Hatta bu temaya olan ilgim de büyük bir miktarda arttı diyebilirim.

   Karakterler aşırı iyi olmuş. Her bir karakteri özene özene oluşturdukları bariz belli. Hiçbir karakter arada kalmış değil. Her karakterin belirli kişisel özellikleri var. Her karakterin bir görevi var. Karakter yaratıp yaşatmak bu olsa gerek.

   Oyunun FPS bakış açısında yapılması çoğu insanı şüpheye düşürmüştü. Oyunculardan çoğu beğendi fakat beğenmeyen insanlar da vardı illaki. Ben ise hem beğendim hem beğenmedim. Konuyu biraz açayım. Cyberpunk gibi bir RPG oyununda FPS bakış açısı kullanılması cuk oturmuş. Hani oyunlarda vardır. Görev için konuşmanız gereken insanların kafasında bir işaret belirir. Yanına gidersiniz, bir tuşa basarsınız ve ara sahne girer. Cyberpunk’ta bu yok. Oyun 40-45 saatlik bir ara sahneden oluşuyor. Bir insanın yanına gidip görev için bir tuşa basıp ara sahneyi izlemiyoruz. Oyun içinde konuşacağımız insanın yanına gidince kendiliğinden konuşmaya başlıyor ve anında konuşma seçenekleri ekranımızda beliriyor. Bu olay ise hem oyuna adapte olmayı, oyunun içinde gibi hissetmeyi sağlıyor hem de bize zaman tasarrufu sağlıyor. FPS bakış açısı aksiyona da çok büyük artılar getirmiş tabii ki. Fakat beğenmediğim nokta şu: RPG oyunu oynuyoruz ve özene bezene karakterimizi oluşturuyoruz. Fakat karakterimizi aynaya bakmak dışında göremiyoruz. Keşke ana görevlere ara sahne koysalarmış da karakteri dışarıdan görseymişiz dedim. Fakat bu kişisel bir eleştiri. Birçok insan bunu istemeyebilir, hatta oyuna yedirilemezse göz tırmalayan bir iş de ortaya çıkabilir. Bu yönden eksi olarak nitelendirdiğim bir durum değil de daha çok “Olsa iyi olurmuş.” dediğim bir durum.

   Oyunun son bölümünde gerçekten kritik kararlar almamız gerekiyor. Ben baya oturup düşünmüştüm. Şunu seçersem şöyle artıları olur şöyle eksileri olur, şunu seçersem şöyle iyi olur şöyle kötü olur tarzında. Yan görevleri yapmanın oyunun sonundaki seçenekleri artırması da çok iyi bir mekanik. Genellikle oyunlarda yapılan yan görevlerin gereksiz para veya seviye almak için yapıldığı hissi vardır insanlarda. Başka bir oyuna bu mekanik eklense  -ki eminim ki eklenecektir- bu hissi kıran bir mekanik olur. Fakat CD Project Red’i tebrik etmek gerekir ki adamlar her bir yan görev için çok kaliteli hikayeler yazıyorlar. Aynı durum Witcher 3’de de vardı, ve Witcher 3 incelememde belirmiştim. Şu linkten bakabilirsiniz: https://dofttech.com/2020/11/02/witcher-3/

   Hikaye konusunda herkes aynı fikirde olmayabilir. Sonuçta zevk meselesidir, bir insanın sevdiği bir hikayeyi başka bir insanın sevmemesi çok normaldir. Kendi fikrimi sunmam gerekirse hikayeyi çok sevdim. Gerçekten üstüne düşünülmüş bir hikaye var karşımızda. Hikaye sunumu ve işleniş tarzı da FPS bakış açısının getirdiği çok büyük bir fayda ile gayet güzel olmuş.

   Night City’yi çok beğendim. Devasa ve özenle oluşturulmuş bir açık dünya var oyunda. Yapımcıların “Yerdeki çöpleri bile tek tek elimizle hazırlayıp yerleştirdik.” iddiaları vardı, haklılarmış. İçerisinde saatlerce eğlenerek vakit geçirebileceğiniz bir açık dünya var. Ah o yapay zeka da düzgün olsaydı da alacağımız zevk katlanarak artsaydı. Neyse, gelecek güncellemelerle yapay zeka sorununun ortadan kalkacağını umuyorum; hatta ummuyorum, kalkmalı!

   Oyunda arabalarımızı modifiye edemiyoruz diye başlarda çok üzülmüştüm fakat gerek de yokmuş. Oyunda çok fazla sayıda araba ve motor modeli var. Modifiye etmeye bile gerek kalmıyor. Ayrıca FPS bakış açısında motoru sürmesi çok keyifli, benden söylemesi.

   Oyun yaklaşık 40-45 saat sürse de ben tüm yan görevleri yaptığım, oyunu %100 bitirdiğim için 75 saat oynadım. Kimine göre 40-45 saat kısa gelse de bence yerinde bir tercih olmuş. Oyunun yeniden oynanabilirliğinin yüksek olduğunu da belirtmeliyim. 75 saat oynadım fakat gelecek patch’lerden ve ücretsiz dağıtılacak DLC’den sonra yeniden girişeceğim. 2 kez daha bitirmek istiyorum oyunu.

   Oyunun aksiyonunu güzel yapabileceklerinden çok emin değildim açıkçası. Korkuyordum da biraz. Ama aksiyon gerçekten çok güzel. Vuruş hissini harika yapmışlar. Silahlı aksiyonun yanında yakın dövüş ve hackleme mekanikleri de gayet yerli yerinde. Hangi yönde kendinizi geliştireceğiniz veya hangi mekanikleri kullanacağınız da tamamen size, oyuncuya, bırakılmış durumda.

Johnny Silverhand’den ayrıca bahsetmek istiyorum. Keanu Reeves’in canlandırdığı karakteri çok beğenmesi ve oyun içinde daha çok rol almasını istemesi üzerine Johnny Silverhand oyunun çoğu bölümünde bizimle bir diyalog halinde. Verilmiş en güzel kararlardan biri bu olabilir. Johnny Silverhand bana göre oyundaki yazılmış en güzel karakter. Bakarsınız bir gün Johnny Silverhand’in dizisini veya filmini görürüz he? Umarım görürüz, çok isterim.

   2019 E3 etkinliğindeki Cyberpunk 2077 duyurusu ve Keanu Reeves’in konuşmasını izlemenizi şiddetle tavsiye ederim: https://www.youtube.com/watch?v=hKj1cng_6cc&t=299s

   Oyunun birçok artı yönünü saydıktan sonra sıra geldi herkesin dilinden düşürmediği eksi kısımlarına. Bu kısımları fazla uzun tutmayacağım çünkü dillendirmeyen kalmadı. Fakat kısaca üzerinden geçmem de gerekiyor.

   PS4 ve XBOX One’da oyun tamamıyla oynanmaz vaziyette. Düzelteceklerini söylediler sonuçları bekliyoruz.

   Yüksek seviye ekran kartlarında fazla problem yaratmasa da orta halli ekran kartlarında FPS olması gerekenden düşük kalıyor, haritanın bazı noktalarında dalgalandırmalar yaratıyordu. 1.1 yamasıyla bu durum bir nebze düzeltilmiş olsa da hâlâ daha olması gereken durumda olduğunu düşünmüyorum.

   Ekran kartı fark etmeksizin oyunda bir sürü bug ve glitch var. Çoğunluğu ufak bir tebessüm ettirip oyuna devam ettiren türden olsa da bazıları var ki illallah ettiriyor. Diyalog seçeneklerinin buglanması ve karakterimizin X kişisiyle konuşurken aynı zamanda Y kişisi ile de telefonda sohbet ediyor olması veya oyun müziklerinin buglanıp oyundaki duygusal bir sahnede sol kulaklıkta duygusal müzik çalarken sağ kulaklıkta bangır bangır savaş müziği çalması gibi. Düzelteceklerini söylediler ve düzeltmeleri de gerekiyor. Beklemedeyiz.

Yapay zeka vasat durumda. Çatışma esnasında kafasına gelen bombayı izleyen mi dersin, kendine ateş edilirken merminin nereden geldiğini fark edemeyen mi? Oyun zevkini kısıtlayan en büyük unsurlardan birisi yapay zeka. Düzeltilecek diye umuyoruz.

   Oyun içi role-play durumunu çoğu oyuncu eksik bulup beğenmemesine rağmen ben beğendim. Eksik olduğuna katılıyorum çünkü birçok oyuncunun bu oyundan beklentisi çok fazlaydı ve bu durum eksik kaldı fakat bence alıştığımız sıradan RPG oyunları gibiydi ve bir bakıma yeterli düzeyde idi. Düşünsenize RPG olarak adlandırılan Assassin’s Creed serisini  : )  .

   Ve en sevdiğim bölüme geldi sıra. Yukarda anlattığım paragraf dolusu yazı bir yana, şimdi kuracağım tek cümle bir yana. Cyberpunk 2077 Türkçe Dil Desteği sağlıyor!!!

   Sonuç olarak Cyberpunk 2077 benim oynadığım her dakikasında zevk aldığım, kesinlikle para ve zaman harcadığım için pişman olmadığım bir oyun oldu. Eğlendim, 75 saat oynadım, ve ilerideki hayatımda en az 150 saat daha oynayacağımı düşünüyorum. CD Project Red’i tebrik etmek lazım, gerçekten güzel bir iş başarmışlar. Bakın oyundaki problemlere normal demiyorum, kesinlikle olmaması gerekiyor ancak bu problemler düzeltilmeyecek problemler mi, değil. Oyunun geriye kalan bölümleri (içerik, hikaye, oynanış vb.) ise düzeltilemez. Oyunun hatasız fakat içerik yönünden zayıf çıktığını düşünün bir. Felaket bir durum olurdu. Fakat oyun alınmalı mı diye sorarsanız: Hayır. Güncellemelerin gelmesini bekleyip oyun düzeltildikten sonra alınması en mantıklısı olacaktır. Şunu söyleyebilirim ki geç olsun ama güç olmasın. Pişman olmayacağınız bir deneyim olacaktır.

Cyberpunk 2077 Metascore: 85

Cyberpunk 2077’ye benim puanım: 9/10

Cyberpunk 2077 Sistem Gereksinimleri:

Minimum:

  • 64-bit işlemci ve işletim sistemi gerektirir
  • İşletim Sistemi: Windows 7 or 10
  • İşlemci: Intel Core i5-3570K or AMD FX-8310
  • Bellek: 8 GB RAM
  • Ekran Kartı: NVIDIA GeForce GTX 780 or AMD Radeon RX 470
  • DirectX: Sürüm 12
  • Depolama: 70 GB kullanılabilir alan
  • İlave Notlar: SSD önerilir

Önerilen:

  • 64-bit işlemci ve işletim sistemi gerektirir
  • İşletim Sistemi: Windows 10
  • İşlemci: Intel Core i7-4790 or AMD Ryzen 3 3200G
  • Bellek: 12 GB RAM
  • Ekran Kartı: NVIDIA GeForce GTX 1060 / GTX 1660 SUPER or AMD Radeon R9 Fury
  • DirectX: Sürüm 12
  • Depolama: 70 GB kullanılabilir alan
  • İlave Notlar: SSD Önerilir

Alperen ‘FurleS’ Aydın

Şuna bir yanıt: “Cyberpunk 2077”

Oynadığım En iyi 10 Oyun (Kişisel Liste) – D.O.F.T. için bir cevap yazın Cevabı iptal et