Öncelikle belirtmek isterim ki bu yazı bir araştırma yazısı değildir. Bu yazı senelerdir dizi, film, kitap ve oyunlardan gördüğümüz soru hakkında kendi naçizane düşüncelerimi belirteceğim, beyin fırtınası yapacağım bir yazı olacaktır.
“Beyin fırtınası yazı yazılırken mi yapılır kardeşim?” diyebilirsiniz. Bende cevaben bazı şeyleri düşünürken kağıda dökmenin düşüncenin sistematik olması açısından daha faydalı olacağını söyleyebilirim ama bu bir sebep değil bir bahane olur o yüzden bu konunun üstünde çok durmak istemiyorum.
Yazıya başlamadan önce bir konuya daha değinmem gerekiyor; bahsedeceğim konular dini veya kültürel inançlara ters düşebilir ancak bu benim onlara karşı çıkmam olarak değil düşüncelerim sırasında onlara saygı duyup düşüncelerimi çoklu bir boyuta taşımam anlamına gelir. Şimdiden anlayışınız için teşekkürler.
“Acaba bir simülasyonda yaşıyor olabilir miyiz?” sorusunu aklıma getiren ilk yapım Matrix’ti. Matrix bana göre yapıldığı zamanın ötesinde olan bir filmdi. Devasa bir hayal gücüne aitti bunları söylüyordum kendi kendime ama kafamın içindeki “Ya gerçekse?” sorusunu da sormadan edemiyordum.
Matrix’ten biraz uzaklaştıktan sonra (Yani aradan uzunca bir zaman geçtikten sonra) Rick&Morty’de rast geldim buna benzer bir düşünceye. Çizgi dizide (Rick&Morty’e ne kadar çizgi dizi demek mümkün tartışılır.) Rick arabasının aküsü için mini bir evren oluşturmuştu. Bunu gördükten sonra aklımda çakan şimşekleri size anlatmam çok zor ancak böyle bir şeyin mümkün olup olamayacağını çok düşündüm.
En son dönemimizde gelişen oyunlarla beraber bu fikir aklımda çok güçlenmeye başlamıştı. Ben oyun oynayan bir birey olarak çok net bir şekilde oyunlardaki gerçekçiliğin arttığını söyleyebiliyorum. Çok basit bir örnek vermem gerekirse Sims serisinden bahsedebilirim size. Sims’te kendi karakterinizi oluşturuyorsunuz ve bu karakterin de eşiti ihtiyaçları ve bir hayatı oluyor. Siz ise bu karakteri yönetip onun ihtiyaçlarını giderip onun hayatını yönlendiriyorsunuz.
Sims’in direkt olarak amacı bu deyip tasarımın bu şekilde yapıldığını söyleyip bunun sadece bir oyun olduğunu söyleyebiliriz ama başka bir örnekle oyun kısmında işin rengini değiştirmek oldukça mümkün. Bu örneğimiz ise çıkışıyla büyük ses getiren oyunumuz Red Dead Redemption 2. RDR2’de gerçekliğe yakın çok fazla özellik vardı. Bunları saymak yazıyı gereksiz uzatacağından saymıyorum ancak sadece eğlence amacı ile yapılan oyunlarda bile yavaş yavaş gerçekliği yakalamaya başlıyorsak gelecekte güçlü teknolojik aletler vasıtasıyla alt bir evren yaratmamız çok zor görünmüyor gibi duruyor.
Alt evren oluşturmak gelecekte mümkün olabilecek gibi dursa bile eğer ki biz zaten bir simülasyonda yaşıyorsak simülasyonun yapımcısı bizim bunu yapmamıza izin verir mi? Diyelim ki izin verdi ve biz bir alt evren oluşturduk. Alt evrendeki yaşam formlarımızda kendilerini geliştirip kendilerine bir alt evren yaratmak isterse ne olacak? Bu durumda iç içe girmiş sonsuz sayıda evren oluşur. Eğer bunun mümkün olabileceğini düşünürsek biz bu zincirin kaçıncı halkasıyız acaba? Yani biz bir simülasyonda yaşıyorsak ve bu simülasyon üst bir yaşam formunun ürettiği simülasyon ise onlarında bir simülasyonda yaşamadığını söyleyebilir miyiz? Ya biz simülasyonda yaşayan bir yaşam formunun ürettiği bir simülasyonda yaşıyorsak.
İşler tam burada karışmaya başlıyor sevgili okur. Benim kafam da aynı şekilde karışmaya başlıyor. Bu konu hakkında çok fazla düşüncem var ancak ben bu konuda çok bilgili değilim. Bunlar sadece benim kendi kendime düşünüp kağıda dökebildiğim düşünceler. Bu konunun gerisi ve daha fazlası da senin hayal gücüne kalmış durumda.
Son olarak değinmek istediğim bir konu daha var.
Biz bir simülasyonda yaşıyorsak bu iyi mi yoksa kötü mü?
İnsandan insana değişebilecek bir durum olsa da bence hem yararı var hem de zararı. Zarar olarak düşünürsek bizden çok daha üstün bir yaşam formu var ve biz onların çok gerisindeyiz aynı zamanda onların elinde oyuncak gibiyiz. Belki de tek tuşla bizi silebiliyorlardır, belki daha önce defalarca kez bizi silip eksiklerimizi gidererek yeniden oluşturmuşlardır. İşin bu kısmını bilemiyoruz (Aslında konunun tamamını bilemiyoruz ama bu küçük bir detay.)
Bir de yaşadığımız hiçbir şeyin gerçek olmadığı her şeyin bir yanılsama ve programdan oluşma durumu var.
Yararını düşünmemiz gerekirse hepimiz bir bilgisayar programıyız ve yaşadığımız hayat kodlardan ibaret. Bir şekilde bu kodlar üzerinde değişiklikler yapabilirsek hayatımızı basit bir şekilde değiştirmemiz mümkün.
Yazımı burada noktalarken belirtmeliyim ki yaşadığımız evren bir simülasyon veya değil aslında bunun çok bir önemi yok çünkü öyle olsa da olmasa da hepimiz gelip geçiyoruz. Hayatınızın değerini bilin ve her anını yaşamaya özen gösterin.
Haftaya görüşmek üzere.
İyi günler.
Dipnot: Yazıyı yayına sokmadan fark ettim ki eğer bir simülasyonda yaşıyorsak bu simülasyonu Toprak Koç’un oluşturmuş olması ihtimaline değinmemişim. Başka bir yazıda buna da değinebiliriz.

Yorum bırakın