• Oyun Geliştirmeye Nasıl Başlanır?

    Oyun geliştirmeye başlamak için önce oyun motorunuzu seçmelisiniz. Oyun motoru bir oyunu geliştirmek için kullanacağımız araçların tümünü içinde bulunduran programdır. Popüler oyun motorlarını saymak gerekirse Unity , Unreal Engine , Godot Engine , Game Maker: Studio ve Construct bunlardandır. Kullanması ücretsizdir fakat oyun geliştirip bundan ticari gelir elde ettiğiniz takdirde hepsinin farklı bir ücretlendirme sistemi vardır. Örneğin Unity ile geliştirdiğiniz bir oyunun satışı 150.000$’ı geçince unitye ücret ödemeniz gerekir. Farklı ve yeni bir oyun motoru olan Unreal Engine 5’ te ise geliştirdiğiniz oyunun satışı 1.000.000$’ ı doları geçince ücret ödemeniz gerekir. Başlangıç için Unity iyidir fakat biraz daha tecrübe edindikten…

    Read more →

  • Oyun Karakterlerinin Unutulmaz Sözleri

    Bu sözlerin kimisi yaşamımız için bize öğüt veren, kimisi arkadaşlar arasında yaptığımız esprilerde yer edinmiş, kimisi ise gördüğümüz zaman tüylerimizi diken diken eden cinsten. Ayrıca bunlar oyun oynamayan insanların da kendilerinden birer parça bulabilecekleri sözler.

    Read more →

  • Sık Kullanılan Oyun Terimleri

    Her alanda olduğu gibi oyunların da kendine ait bir jargonu var. Eğer sık oyun oynayan biriyseniz bu jargona hakimsinizdir. Bugün sizler için bu jargonda sıklıkla kullanılan terimleri listeledik. AoE: Area of Effect’in (Etki Alanı) kısaltmasıdır. Alan etkili bir bomba, büyü ya da yeteneğin ne kadar genişlikte bir alanı etkilediğini belirten terimdir. Örneğin iyileştirme büyüsü 2 birim yarıçaplı bir alanı etkiler. Bu alan onun AoE’sidir. Ban: Türkçesi engellemek olan bu terim özellikle multiplayer oyunlarda rakip takımın ya da iki tarafın oynayamaması iççin bir karakteri, silahı vb. engellemektir. Boosting: Güçlendirme anlamına gelen bu terim yüksek yerlere çıkmak ya da daha iyi bir…

    Read more →

  • KALBE BATAN CAM PARÇACIKLARI

    Bir tren yolculuğunda tünellere giriş ve çıkış anı gibidir hayal kırıklığı. Sonunun arzulara kavuşulmasıyla bitmesi istenen bir uzun yoldur hayat. Bir bilet alırsınız ve hayata yolculuk o andan itibaren başlamıştır. Her ne kadar tükenen mesafelerin neleri getireceği bilinmese de içimizde hep bir hayal vardır güzele doğru akıp giden. Hayaller adeta güneş gibidir yüzleri aydınlatan, umutla beklentilere kavuşabilmenin sonsuz hazzı ve isteğiyle bu yolculuk sırasında size yol arkadaşı olan. Her daim bir beklenti vardır yüreklerde ve zihinlerde. Tüneller çıkar karşımıza zifiri karanlık ve sonu hiç gelmeyecekmiş gibi hayallerin önünü kapatan, bir anda boşluğa itiveren. Bilirsiniz elbet bir çıkışı olacağını fakat tünelin…

    Read more →

  • DOĞRU ŞEKLİ ÇİZ!

    DOĞRU ŞEKLİ ÇİZ!

    Geçtiğimiz günlerde küçük kardeşlerim LGS isimli bir sınava girdi. Açıkçası sınavın isminin bir önemi olduğunu düşünmüyorum. LGS, TEOG, YKS, ÖSS, YGS, TYT, AYT, YDS bana göre hepsi aynı. Önünde bir kitapçık ve bir adet kâğıt var. Kâğıda belirli bir sırayla belirli bir desen çizmen gerekiyor ve kim daha iyi çizerse onun daha iyi olduğu savunuluyor. Bu sistem oldu olası bana garip geliyordu zaten. Biraz hayal kuralım. Melih adlı bir arkadaşımız var diyelim. Melih biyolojide çok yetenekli. İnsan doğasını merak ediyor ve sürekli araştırmalar yapıyor. Üstelik hayatını insanları kurtarmaya adamak için hazır ancak Melih’in matematiği biraz zayıf. Çalışırsa belki toparlar ama…

    Read more →

  • Dil Öğrenimi Ve Genlerin Etkisi

    Washington Üniversitesi Öğrenme ve Beyin Bilimleri Enstitüsü’nün (I-LABS) yaptığı bir araştırmanın sonucunda yabancı dil öğrenme yetisinin belli bir ölçüde beyin beyaz maddesinin yoğunluğuyla doğru orantılı olduğu ileri sürüldü. Ayrıca İsveş’teki Lund Üniversitesinde yapılan MRI araştırmasının sonucunda aktif dil öğrenme sürecinde beynin kapasitesinin fiziksel olarak arttığını öne sürüldü. Çok dilli(polyglot) Benny Lewis gibi diğer dil uzmanları bile yetişkinlerin çocuklardan daha iyi dil öğrenicileri olduğunu ve dil öğrenme hedeflerimizi sınırlamak için genellikle tam tersini öneren çalışmaları kullandığımızı söylüyor. Yetişkinler olarak, dil öğrenme engellerimizin çoğu egolarımız ve değişime karşı direncimiz tarafından yaratılmış olmaktadır. Sıfırdan öğrenen çocukların aksine, bol miktarda bağlam kaynaklarımız diller arasındaki…

    Read more →

  • Flower İnceleme

    Flower İnceleme

    Flower oyuncuya bir hikaye anlatma çabasında değil, fakat anlamak isteyen için çok şey anlatıyor.

    Read more →

  • ZIRZA

    ZIRZA

     Hayat bize yeni kapılar açtığında, o kapının eşiğinden geçmek bizim sorumluluğumuzdayken, ona adım attıktan sonra bizi nelerin beklediğini gösteren uyarı işaretlerini, kapının kenarına köşesine bi yere iliştirmek de hayatın görevi değil midir? İşte tam bu noktada da bunun üstüne sorulması gereken bi soru daha kafamızı kurcalar: Hayat görevini yerine getiriyor mu?Bazen getirmiyormuş gibidir ama getirmez; neredeyse hiçbir şey fark etmeden, edemeden atılırız o kapılara. Hiçbir işaret ve uyarı dahi olmadan içine çekiliriz onların. Bazen fark edemeden buluruz kendimizi onların içerisinde, birdenbire ve belirsizlik içinde. Peki ya o zamanlar hayat görevini yerine getirmeyi unutmuş mudur yoksa bilerek mi yerine getirmemiştir ya…

    Read more →

  • Resident Evil-VILLAGE:4 Büyük Lord

    Mayıs ayında piyasaya sürülen Resident Evil serisinin yeni oyunu VILLAGE,şüphesiz büyük yankı uyandırdı.Trailer’lerinde sunulan mekanlardan tutun tasarımlarıyla gönüllerde taht kuran karakterlerine,oyunun en ince ayrıntılarına kadar beğeni topladığı su götürmez bir gerçek.Gelin bugün sizlerle birlikte,gameplay’in genel olarak etrafında toplandığı,Mother Miranda’nın emrine amade 4 Lord’u ve evlerini yakından tanıyalım. Hak verirsiniz ki bu yazı spoiler içerecektir,bu sebeple henüz oynamamış olan arkadaşlara okumalarını tavsiye edemeyeceğim. 1-Lady Dimitrescu Tam ismiyle Lady Alcina Dimitrescu: Önceki görüntülerde, Lady Dimitrescu’yu Mother Miranda ile telefonda konuşurken görebilirsiniz. Konuşmalarından, herkesin en sevdiği devin bile Mother Mirandanın hizmetkarı olduğu anlaşılıyor. Anne Miranda’nın, Leydi Dimitrescu’nun da aralarında bulunduğu, dört Lord olarak…

    Read more →

  • ”ne olursun bir şey söyle” 

    Çoğumuz filmlerde bu tarz bir sahneye denk gelmişizdir. Kadın cinnet geçiriyor, adamın omzuna omzuna vuruyor. ”Konuşsana hadi konuşsana” diye çığlık çığlığa ağlıyor. Adam zaten kalender, sesi soluğu rutin. İstif bozulmuyor dağınık bir yatak misali. Hep aynı düzende ama bir düzensizlik içinde. Adam konuşsa kelimelerin içinde boğulmaktan korkuyor. Çünkü bazen kelimeler çoğaldıkça derdin de çoğalıyor. Sen aslında kendine bile söylemezken bir şekilde üstünü örtmüş oluyorsun ancak bir şekilde ya dilinden dökülürse? Bu korkuyu yaşamaktansa susmayı tercih ediyorsun. O yüzden susmak, kaçmanın en kolay ama belki de en zor yoludur. Neden mi en zor yollarından birisidir? Ya yorulmuşsan? “ne uğraşacağım ya, bana ne”…

    Read more →